Bugun...


Mert Eryılmaz

facebook-paylas
Geçmişten geleceğe mirastır Atatürk...
Tarih: 09-11-2024 23:59:00 Güncelleme: 24-03-2024 23:43:00


Atatürk, sadece dahi bir asker ve devlet adamı değil, aynı zamanda aydın, ilerici ve
demokrat bir profil çizen önemli bir değerdir. Çünkü son 1,5 - 2 asra baktığımızda
Türkiye tarihi, “iflas, işgal, direniş ve kurtuluş” kelimeleriyle değerlendirilebilir.
Çünkü Atatürk’ün dünyaya geldiği 1881’de Osmanlı Devleti, “Muharrem
Kararnamesi” ile ekonomik olarak iflasını açıklamış; bu dönemde Rusların Yeşilköy
önlerine gelmesi gerekçe gösterilmiş, meclis kapatılarak otoriter bir yönetim sistemi
düzenlenmiştir. Öte yandan toprak kayıpları da hızlanmıştı. Bu dönemde
Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık, Âdem-i Merkeziyetçilik ve Türkçülük gibi çeşitli fikir
akımları ön plana çıkmıştır.
2. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi ile ülke yönetimini ele alan İttihat ve Terakki
Cemiyeti de sorunlara çare olamamıştır. Bu nedenle Osmanlı Devleti, kendisini 1.
Dünya Savaşı’nın ortasında bulmuş, Çanakkale cephesi dışındaki cephelerde ise
bozguna uğratılmıştı. Bunun sonucunda İngiltere ve Fransa’nın öncülük ettiği İtilaf
Devletleri, Osmanlı Devleti’ne 30 Ekim 1918’de “Mondros Mütarekesi” ni
dayatmıştır. Bu antlaşmaya göre, ordu dağıtılmış ve işgallere zemin hazırlanmıştı.
İşgallerin en önemlisi ise İzmir’in işgali olmuştur.
Fakat bu gelişmeleri kabul etmeyen Mustafa Kemal Paşa ve 18 arkadaşı, Samsun’a
çıkarak Ulusal Direnişe öncülük etmiştir. Bunda amaç, halkta ulusal birliği
uyandırmaktı. Ayrıca genelgeler ve toplantılar, ulusal direnişe hazırlıktı. İzmir’in
işgalinden sonra 28 Mayıs 1919 tarihinde yayımlanan Havza Genelgesi, sadece bir
tek bölgeden çok tüm ülke sınırları içinde mücadelenin gerçekleşmesini
hedeflemekteydi.
Dolayısıyla Mustafa Kemal Paşa; Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoy
tarafından 22 Haziran 1919 tarihinde hazırlanan Amasya Genelgesi’nde ulusal
direnişin amacı, yöntemi ve gerekçesi belirtilmiştir.
Bundan dolayıdır ki, Mustafa Kemal Paşa hakkında Dürrizade Abdullah tarafından
idam fermanı yayımlanmış; bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa ise askeri üniformasını
çıkartarak sine-i millete dönmüştür.
Daha sonraki süreçlerde ise Erzurum’da ve Sivas’ta kongreler düzenlenmiş ve Kemal
Paşa, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelmiştir. Ankara’ya geldiği gün, “kızılca gün”
olarak nitelendirilmektedir ve Ankaralılar, onu büyük bir ilgiyle karşılamıştır. Kızılca
gün, Oğuzlarda bir devletin yıkılıp yerine yeni bir devletin kurulduğu gündür. İlk
olarak Keçiören’e gelen Mustafa Kemal Paşa, 23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük
Millet Meclisi’ni dualarla ve kurbanlarla açtırmıştır.
Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile ulusal direnişin merkezi Ankara olmuştur. Bu
dönem, iç isyanlarla geçmiş ve bu isyanlar Kuvayı Milliye birlikleri ile bastırılmıştır.
Öte yandan, İstanbul hükümeti, 10 Ağustos 1920’de “Türk Milletinin Ölüm Fermanı” olarak nitelenen Sevr’i imzalamış, fakat bu antlaşma Türk milletinin destansı direnişi
ile ölü doğmuştur, yani gerçekleşmemiştir.
Yunanlar, Ankara önlerine kadar gelerek Büyük Millet Meclisi’ni dağıtarak direnişçileri
tasfiye etmek istemişti. Dahası, düzenli orduya geçilmesi ile bu tehlike de bertaraf
edilmiş ve böylece, ulusal direnişin askeri aşaması böylece nihayete ermiştir.
1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılmış, Lozan’da barış görüşmeleri başlamıştı. Bunun
üzerine İtilaf Devletleri, Ankara Hükümeti’ni ve İstanbul Hükümeti’ni birlikte çağırmış
ve bu ikisi arasında ikilik çıkartarak askeri başarıyı gölgelemek istemiştir. Fakat
başarısız olmuştur. 24 Temmuz 1923’e gelindiğinde ise Türk diplomatik yumruğu,
İsviçre’nin Lozan kentinde sertçe masaya vurulmuş ve bağımsızlık mührü vurulmuştur.
Ulusal direniş esnasında Mustafa Kemal Paşa, ekonomi ve eğitim buluşmaları
düzenlemiş ve burada alınan kararları hükümet sorunu çözüldükten sonra hayata
geçirmiştir.
Çünkü Türk toplumunu rahatsız eden iki unsurdu yoksulluk ve cehalet! Savaşlarda,
salgınlarda insanlarını kaybetmiş bir yoksul bir ulustan üreten, çalışan, eğitimli bir
toplum kurmuştur Mustafa Kemal Paşa ve yol arkadaşları! Bu bir Türk mucizesi değil
de ne?
Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Halk Fırkası 4. Kurultayı’nda ifade ettiği üzere;
“Uçurumun kenarında yıkık bir ülke… Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… Yıllarca
süren savaş… Ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni
sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için aralıksız devrimler… İşte Türk genel
devriminin bir kısa deyimi…”
Bu devrimlerin yapılması ile Türk modernleşmesi tamamlanmış, böylece çağdaş
uygarlıklar düzeyine ulaşma ülküsü benimsemiştir. Kendi uçağını üreten, kolera
salgınından ciddi anlamda etkilenen Çin’e aşı gönderen, milli üretimi desteklemek
için fabrikalar kuran Cumhuriyet, Atatürk’ün bedenen aramızdan ayrılmasının
ardından geçen onlarca yılda yaşadığı zorluğa rağmen ayaktadır. Daima yaşamaya
devam edecektir. Ne mutlu biz Türk gençlerine ki, senin bizlere verdiğin kutlu ve asil
emanetini namus bilerek koruyor ve koruyacak. Seni rahmetle ve özlemle anıyoruz
Ata’m! Ruhun şad olsun. Bu mirası bir bayrak gibi taşıyıp gelecek kuşaklara
aktaracağız.



Bu yazı 854 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI