beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Umut M. Berberoğlu

facebook-paylas
Egemenlik ve Disiplin Arasında: 23 Nisan’ın Darbelerle Şekillenen Dramatik Serüveni
Tarih: 22-04-2026 23:33:00 Güncelleme: 22-04-2026 23:33:00


 Osmanlı Devleti’nin son döneminde ortaya çıkan çocuk merkezli himaye anlayışı, doğrudan doğruya modern bir bayram üretmemiş olsa da, 23 Nisan’ın toplumsal ve kurumsal arka planını hazırlayan temel zihniyet dünyasını şekillendirmiştir.

Özellikle Balkan Savaşları ve 1. Dünya Savaşı’nın yarattığı kitlesel yıkım, on binlerce çocuğun yetim ve kimsesiz kalmasına yol açmış; bu durum, çocuğun yalnızca aile içinde değil, devlet nezdinde de korunması gereken bir unsur olarak görülmesini zorunlu kılmıştır. 1917’de kurulan Himaye-i Etfal Cemiyeti, bu dönüşümün en somut kurumsal tezahürü olarak dikkat çeker. Cemiyetin faaliyetleri, çocuğun bir “merhamet nesnesi” olmanın ötesine geçerek “toplumsal geleceğin teminatı” olarak algılanmasının önünü açmıştır.

Bu zihinsel ve kurumsal birikim, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile birlikte yeni bir siyasal anlam kazanmış ve 23 Nisan, egemenlik fikrinin çocukla sembolik olarak buluşturulduğu bir tarih haline gelmiştir. Cumhuriyet’in erken döneminde 23 Nisan, bir yandan “milli egemenlik” ilkesinin vurgulandığı bir siyasal bayram, diğer yandan çocuklara adanmış sosyal bir gün olarak ikili bir karakter taşımıştır.

1920’lerin ortalarından itibaren Mustafa Kemal Atatürk’ün teşvikiyle çocukların bu bayramın merkezine yerleştirilmesi, Osmanlı’dan devralınan himayeci yaklaşımın modern yurttaşlık idealiyle birleştiğini göstermektedir. Ancak bu görece sivil ve coşkulu yapı, Türkiye’nin çok partili hayata geçiş sürecinde yaşadığı siyasal gerilimlerle birlikte farklı bir yöne evrilmiştir.

27 Mayıs Darbesi sonrasında 23 Nisan kutlamalarının içeriğinde belirgin bir dönüşüm gözlemlenir. Askerî müdahale, yalnızca siyasal sistemi değil, kamusal ritüelleri de yeniden biçimlendirmiştir. Bu dönemde bayram, çocuk merkezli bir şenlik olmanın ötesine geçerek devletin yeniden tesis etmeye çalıştığı “düzen” ve “otorite” anlayışının bir temsil alanına dönüşmüştür.

Stadyumlarda gerçekleştirilen törenler, askeri disiplinin bir uzantısı olarak kurgulanmış; öğrencilerin toplu hareketleri, senkronize gösterileri ve beden dili üzerinden bir “itaat ve birlik” mesajı verilmiştir. Bu durum, bayramın sembolik anlamını genişletmekle birlikte, çocuğun bireysel varlığını geri plana iten bir kamusal temsil biçimini de beraberinde getirmiştir.

1970’li yıllar ise Türkiye’de siyasal kutuplaşmanın derinleştiği ve toplumsal gerilimlerin gündelik hayatı belirlediği bir dönem olarak, 23 Nisan kutlamalarına da çift yönlü bir etki yapmıştır. Bir taraftan artan ideolojik çatışmalar, bayramın yerel düzeydeki coşkusunu zaman zaman gölgelemiş; diğer taraftan devlet, bu bayramı uluslararası bir vitrin olarak değerlendirme yoluna gitmiştir.

Özellikle Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği’nin başlatılması, Türkiye’nin küresel ölçekte barış ve dostluk mesajı verme arayışının bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Yabancı ülkelerden gelen çocukların Ankara’da ağırlanması, 23 Nisan’ı yalnızca ulusal bir bayram olmaktan çıkararak uluslararası bir çocuk etkinliğine dönüştürmüştür. Ancak bu uluslararasılaşma çabası, iç politikadaki sert atmosferle birlikte düşünüldüğünde, bayramın hem bir “yumuşak güç” unsuru hem de iç bütünlüğü sağlama aracı olarak kullanıldığını göstermektedir.

Bu dönüşümün en keskin aşaması ise 12 Eylül Darbesi sonrasında yaşanmıştır. 1981 yılında Milli Güvenlik Konseyi tarafından yapılan yasal düzenleme ile “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adı resmiyet kazanmış; böylece daha önce farklı biçimlerde kutlanan egemenlik ve çocuk temaları tek bir çatı altında toplanmıştır.

Bu birleşme, yüzeyde sembolik bir bütünlük sağlasa da, arka planda devletin ideolojik çerçevesini topluma yeniden empoze etme çabasının bir parçası olarak değerlendirilmelidir. 1980’li yılların başındaki kutlamalar, yoğun bir disiplin, merkezi kontrol ve standartlaştırılmış tören anlayışıyla karakterize edilmiştir. Stadyum gösterileri, kitlesel koreografiler ve askeri düzeni andıran organizasyonlar, çocuğun bayramdaki rolünü yeniden tanımlamış; onu bir özne olmaktan ziyade, devletin ideolojik temsilinin bir unsuru haline getirmiştir.

Sonuç olarak 23 Nisan, Osmanlı’nın son döneminde ortaya çıkan korumacı çocuk anlayışından Cumhuriyet’in erken yıllarındaki coşkulu ve katılımcı kutlamalara, oradan da askeri müdahalelerin şekillendirdiği disiplin merkezli törenlere uzanan çok katmanlı bir tarihsel dönüşümün ürünüdür.

Bu süreçte bayram, yalnızca çocuklara adanmış bir gün olmanın ötesine geçerek, her dönemin siyasal iklimini yansıtan bir kamusal sahneye dönüşmüştür. 1960 ile 1980 arasındaki dönem ise, bu sahnenin en belirgin biçimde yeniden kurgulandığı, çocuğun masumiyeti ile devletin otorite arayışının iç içe geçtiği bir kesit olarak, 23 Nisan’ın tarihsel serüveninde özel bir yer işgal etmektedir.

 



Bu yazı 47 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI